ufûl Arapça
أُفُول (ʾufūl)
Arapça ʾfl (batmak, gözden kaybolmak) kökünden türetilmiş bir mastar olup Türkçeye Osmanlı Türkçesi üzerinden geçmiştir.
Gelişim Hattı
- Arapça: ʾafala (gök cismi battı, gözden kayboldu)
- Arapça: ʾufūl (batma, kaybolma, batış)
- Osmanlı Türkçesi: ufūl (gök cisminin batması, vefat)
- Türkçe: ufûl (batma, kaybolma, ölüm)
Yapısal Parçalanış
- ʾ-f-l Sami kök
- Batmak, görünmez olmak, kaybolmak
- fuʿūl Vezin / mastar kalıbı
- Fiilin mastar/eylem hâli
ʾ-f-l (batmak) kökünün fuʿūl kalıbına sokulmasıyla → ʾufūl (batış, batma)
Anlam Evrimi
- Güneş veya yıldızın batması, ufuk altına inmesi
- Gözden kaybolma, yok olma
- Ölüm, vefat (mecazen)
Türkçedeki İlk İzler
- Osmanlı Türkçesi metinlerinde en geç 14. ve 15. yüzyıllardan itibaren astronomi ve edebî/tasavvufi bağlamlarda yer almaktadır.
- Kur'an kökenli bir kavrama dayanarak (En'âm Suresi 76. ayet) klasik edebiyatta fânilik ve batış metaforu olarak sıklıkla kullanılmıştır.
Kökdaş Kelimeler
- Aynı kökten türeyen fāʿil (etken sıfat-fiil) vezninde, "batan, kaybolan, zeval bulan" anlamına gelen sözcük.