ruz Farsça
روز (rōz / rūz)
Farsça 'gün, gündüz' anlamına gelen 'rūz' kelimesinden Osmanlı Türkçesine ödünçlenmiştir. Kökeni Proto-Hint-Avrupa dilindeki 'ışımak, parlamak' köküne dayanır.
Gelişim Hattı
- Proto-Hint-Avrupa: *leuk- (ışımak, parlamak, aydınlanmak)
- Proto-Hint-İran: *ráwč- (ışımak, aydınlık, gün)
- Eski Farsça: raucah- (gün)
- Orta Farsça: rōc (gün, gündüz)
- Klasik Farsça: rōz / rūz (gün, gündüz)
- Osmanlı Türkçesi: ruz (gün, gündüz)
- Türkçe: ruz
Anlam Evrimi
- Işık, parlama, aydınlık
- Gündüz vakti, gün
- Günün 24 saatlik döngüsü
Türkçedeki İlk İzler
- Eski Anadolu Türkçesi ve Osmanlı Türkçesi metinlerinde en geç 14. yüzyıldan itibaren edebî ve resmî dilde sıklıkla görülür.
- Genellikle 'şeb ü ruz' (gece ve gündüz) ve 'nevruz' gibi kalıplaşmış terkipler ve tamlamalar içinde kullanılmıştır.
Kökdaş Kelimeler
- Farsça 'nō' (yeni) ve 'rūz' (gün) sözcüklerinin birleşimiyle 'yeni gün'.
- Farsça 'rūz' (gün) ve 'nāme' (kitap, mektup) sözcüklerinden türeyen 'günlük, takvim'.
- Soğdca 'rōčik' (oruç tutma, güne mahsus ibadet) yoluyla aynı kökten türemiştir.
- Aynı Proto-Hint-Avrupa *leuk- (ışık) kökünden Yunanca ve İtalyanca yoluyla Türkçeye geçmiştir.