müsadere Arapça
مُصَادَرَة (muṣādara)
Arapça ṣ-d-r (göğüs, öne çıkma, kaynaklanma) kökünden türetilen ve 'zorla alma, el koyma' anlamına gelen muṣādara sözcüğünden Türkçeye geçmiştir.
Gelişim Hattı
- Arapça: ṣadr (göğüs, ön taraf)
- Arapça: ṣadara (öne çıktı, meydana geldi, kaynaklandı)
- Arapça: ṣādara (hesap sordu, malını zorla aldı)
- Arapça: muṣādara (hesap sorma, zorla alma, el koyma)
- Osmanlı Türkçesi: musadere / müsadere (zorla alma, devletçe mala el koyma)
- Türkçe: müsadere (bir şeyin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi, el koyma)
Yapısal Parçalanış
- ṣ-d-r Kök
- göğüs, öne çıkma, başlangıç
- mu- -a-a III. bab (mufāʻala) masdar kalıbı
- karşılıklılık veya ettirgenlik bildiren mastar yapısı
ṣ-d-r (kök) + mufāʻala vezni → muṣādara (hesap sorma, haciz, el koyma)
Anlam Evrimi
- Göğüs/öne çıkma kökünden hareketle karşı karşıya gelip hesap sorma
- Borç veya ceza karşılığı mala el koyma
- Devletin suç veya ceza sebebiyle şahıs mallarına el koyması
- Hukukta zorla alım, kamu adına el koyma
Türkçedeki İlk İzler
- Osmanlı Türkçesinde en geç 15. yüzyıldan itibaren idari ve hukuki metinlerde görülür.
- Tarihsel süreçte özellikle haksız kazanç sağladığı düşünülen veya gözden düşen devlet adamlarının mallarına devletçe el konulması uygulamasını adlandırmıştır.
Kökdaş Kelimeler
- ṣadr (göğüs, baş makam) ve aʻzam (en büyük) sözcüklerinden oluşur; başvezir.
- ṣadr kökünden; göğüs, yürek veya baş taraf anlamındadır.
- ṣ-d-r kökünden türeyen; kaynak, çıkış yeri ya da fiil kökü anlamında sözcük.
- ṣ-d-r kökünden türeyen tef'îl masdarı; baş tarafa yazma, tescil etme.
- ṣ-d-r kökünden masdar; ortaya çıkma, meydana gelme.