cennet Arapça
جنّة (jannat)
Türkçeye Arapça jannat (bahçe, cennet) sözcüğünden geçmiştir. Sözcük Aramice/Süryanice gannəthā (bahçe) biçimi üzerinden Sami dil ailesinin örtmek, saklamak anlamına gelen köküne dayanır.
Dinî inanışlara göre iyilerin öldükten sonra sonsuz mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak.
Gelişim Hattı
- Proto-Sami: *g-n-n (örtmek, saklamak)
- Aramice: gannəthā (bahçe)
- Arapça: جنّة (jannat) (örtülü yer, bahçe, cennet)
- Osmanlı Türkçesi: cennet (cennet, bahçe)
- Türkçe: cennet (cennet)
Yapısal Parçalanış
- j-n-n Kök
- Örtmek, gizlemek, saklamak
- -at Dişillik/Tekillik Eki
- Belirli bir isim/mekan türeten ek
j-n-n (örtmek) + -at → jannat (örtülü yer, bitkilerle kaplı bahçe)
Anlam Evrimi
- Bitkilerle örtülü, sık ağaçlı bahçe
- İslam inancında vaat edilen ahiret bahçesi (cennet)
- Çok güzel, huzurlu ve ferah yer (mecaz)
Türkçedeki İlk İzler
- Eski Türkçe metinlerden itibaren (Karahanlı dönemi, Kutadgu Bilig ve Divanü Lugati't-Türk) Arapçadan alıntı olarak görülür.
- Türkçede öz Türkçe 'uçmak' sözcüğü ile birlikte aynı anlamda yüzyıllardır kullanılmaktadır.
Kökdaş Kelimeler
- cin
- Arapça j-n-n kökünden gelir; duyu organlarından 'gizlenmiş/örtülmüş' varlık anlamındadır.
- cinnet
- Arapça j-n-n kökünden gelir; aklın 'örtülmesi', delilik anlamındadır.
- cenin
- Arapça j-n-n kökünden gelir; ana karnında 'saklı/örtülü' olan çocuk anlamındadır.